Şadıllı Köyü Forum

Şadıllı Köyü hakkında Herşey Burada..
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 KIRÇİÇEĞİ VE GÜLÜN ÖYKÜSÜ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aynadaki_Sair
Üye
Üye


Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 25/01/08

MesajKonu: KIRÇİÇEĞİ VE GÜLÜN ÖYKÜSÜ   Cuma Ocak 25, 2008 7:27 pm

Lapa lapa yağıyordu karlar mehmedin üstüne.O ise ne yağan kar'a aldırıyordu nede gecenin ayazına.Onun aklı memlektindeydi.Hem anasında idi aklı hemde çok sevdiği,büyük özlemi olan kırçiçeğinde.Ona kırçiçeği lakabını takanda mehmet idi.Aslında onun adı mehmette değildi.O binlerce vatan evladı gibi savaş meydanında olduğu için mehmet deniyordu kendisine.
Yağmur tanesi gibi yere düşen gardaşlarını gördükçe savaş meydanında içi bir garip oluyor,yüzünün rengi değişiyor ve son hışımla koynundan çıkardığı yar yadigarı muskayı öpüyor ve sol cebindne çıkardığı sevdiğinin mi yoksa anasının mı olduğu bilinmez bir tutam saçı kokluyor,içine çekiyor kokluyor ve çisi çisi gözyaşları döküyordu."Anam" dedi"Ah anam şimdi evde olsam bana tarhana çorbası kaynatıverirdi.Bir başta soğan kırdıkmıydı yemede yanında yat"Yüzüne böyle düşününce hafif bir tebessüm gelsede o biliyordu yiten canların kimbilir kaç tanesinin evinde şimdiden matem havası var.Boynunu yere eğdi."Ne zaman bitecek bu savaş?" dediğini duydu yanındaki asker arkadaşı Halil Mehmedin.

Hücum sırası onların bölüğede gelecekti bu gece.Hava öyle soğuktu ki,kimi mehmet birbirlerinin ellerini ısıtıyordu nefesleriyle,kimi mehmet ise soğuğa aldırmadan aile yadigarı bir kaç hatıra ile son kezde olsa ilgileniyordu.Kimisinin elinde bir tutam saç,kiminde mektup,kiminde muska,kiminde bir parça kumaş,kiminde bir nohut tanesi,kiminde bir çift abalı kumaş.Abalı kumaş demişken,öyle askerler vardı ki sırf anası ördü diye bu abalı el örmesi çorapları giymeye kıyamıyor,koynunda tutuyordu.

O gece Mehmet sevdiği kırçiçeğini düşünerek bir şiir yazdı;

Bugün öyle bir günkü yarim,
Yarınım belli değil,
Bugün sensiz kırkbeş gün oldu,
Bak günlerim elli değil,

Bombalar atıldı siperlere,
Ölüm karıştı toprağa,
Ve her karış toprağın altına binlerce gardaşım,
Ölüm batıl gelirmi imanlı erlere?

Ne büyük bir savaş bu,
Bir katliam şahikası,
Ah bir görsen mehmetleri,
Sanki dünya harikası,

Geçiyor sol Cenahtan binlerce mermi bir anda,
Bir mermi yetmiyor binlercesi bir canda,
Düşüyor gül daneleri toprakla kavuşuyor,
Bir tebesssüm mü bir müjdemi ki yarim?
Şehit hakka kavuşuyor.

Öyle bombalar patlıyorki zannedersin zel zele,
Söyle bu vatanı kim sahipsiz bırakmış,
Teslim edilirmi yaban ele?

Vadilerde hergeçen gün binlerce mezar kazıldı,
Üstlerine şehit mehmet yazıldı.
Kimbilir benim alnıma hangi kader yazıldı,
Aman ha sevdiğim namusun düşürme dile.

Bak şimdi sevdiğim hem sensin hem vatan,
Bizi asker olarak yaratmış bir kere yaradan,
Hiç Türk oğlu dönermi kara sevdadan,
Benim sevdiğim sen ve vatansın işte.

Tütecek ocaklar yanacak ateş,
Bu vatandan gidecek kahpe ve kalleş,
Ölümse ölürüz bu vatan için,
Duanı eksik etme kırçiçeğim sevdiğin için.

Anama iyi bak dinle sözünü,
Ağlarsa benim için sil sen gözünü,
Aman ha karaya çalma yüzümü,
Sana en büyük hediyem şehitlik şimdi.

İçine doğmuştu sanki mehmetin şehit olacağı.O gece büyük bir hücuma kalkıldı.Ve bölüğünden 1200 vatan evladı şehitlik mertebesine erişti.Sabah olduğunda tam 100 mehmedi kendi elleriyle toprağa verdi mehmet.Mezarlarını gözyaşlarıyla suladı."Gardaşlarım" dediği duyuldu.Çok sessiz bir feryattı aslında bu.Çok sessiz di belki ama çok da derinden geliyordu bu acı feryad.
Siperler öyle derindi ki kimi askerler sırayla uyuyorlar kimileri ise ellerinde kağıt kalem mektup yazıyorlardı.Mehmet ise yanındaki kardeş gibi sevdiği silah arkadaşı Halil'e bir şeyler tembihliyordu.Yanlarına yaklaşıldığında bunun bir vasiyet olduğu rahatlıkla anlaşılıyordu.
Mehmedin Halil'e anası ve sevdiği kırçiçeği için bir şeyler söylediği duyuldu."Köyüme git,şehit olursam koynumdan alacağın muskayı sevdiğime ver onda kalsın.Ha birde yazdığım şu şiir ver.Anamın bir tutam saçını koynumda saklıyorum.Sakın ha onu tenimden ayırma.Benle beraber toprağa girecek onlarda.Anama kavuşamasamda bir tel saçıda olsa,bir tutam saçıda olsa benle birlikte olsa kara toprakta."
Hele birde yan taraftan bir askerin söylediği şu türkü iyice bağırları yakıyor ve hem Halilin,hem Mehmedin hemde diğer askerlerin gözlerinden ırmak misali yaşlar süzülüyordu;

Ah gurbet elleri ne kadar boğuk,
Anam yok yanımda geceler soğuk,
Yüreğim yanıyor yüreğim dertli,
Hasretlik yüreğim acı katmerli.

Türkünün ezgileri o kadar kederli idi ki,uçan kuş duysa bvunu sanki o an uçmayı bırakacak ve bir dala konduğu gibi acı acı öterek katılacaktı bu acıklı melodiye.

Sabah namazı için toplanmıştı bir çok mehmet.Alay imamı onalra o kadar güzel tasavvufi bilgi veriyordu ki bu tasavvufi ilim karşısında hiçbir asker o bilgi sağanağının bitmesini istemiyordu.Sıra namaza gelmişti.Saf saf dizilidiler mehmetler .Namazın sonlarıydı.Mehmed önce sağ yanına selam verdi "Esselamu aleyküm ve rahmetullah!"sonrada sol yanına selam verecekti ki sol cenahtan başlayan yoğun makinalı ateşinden gelen kahpe bir kuyrşun oracıkta sol şakağıan şehitlik mührünü çoktan vurmuştu.Son kez dilinden kırçiçeğim dediği duyuldu.Sonrada ruhunu oracıkta teslim etti.O artık şehit kardeşlerinin yanındaydı.O artık sevdiği kırçiçeğinden kopmuştu belki ama Gül kokulu Muhammedine kavuşmuştu.Cennetin kapısı ardına kadar açılmıştı onun için.

Şehit olduğunda çok sevdiği gardaş gibi sevdiği askerlik arkadaşı Halil'in yaptığı ilk iş önce açık kalan gözlerini kapamak oldu ardındanda koynundaki sevdiği kırçiçeğine götürmek için muskayı çıkarmak.Elini gardaşı Mehmedin koynuna attığında bir tutam saç ve anlam veremediği bir yumuşaklık hissetti.Koynundan çıkardığında Şehit mehmedin koynunda yüzlerce kırçiçeğini sakladığını farketti.Yine gözyaşlarına boğuldu Halil."Gardaşım" diye bu kez de Halil söylendi aynı ton ve aynı kederli söylemle.

"Sen belki kırçiçeğin Fatmana kavuşamadın ama çok sevdiğin Allahına kavuştun.Onun Gül kokulu resulüne kavuştun" dediği duyuldu.

Evet sevgili dostlar bugün sizlere aslında yaşanmamış fakat mutlaka bir yerlerde bir zamanda yaşandığına inandığım güzel bir hikayeyi anlatmak istedim.Bu hikayeyi yazmammın sebebi sanallaşan sevgi ortamını artık aynı eski mutlu günlerine kavuşturmak,Huzurlu ve saygılı bir dostluk ortamına geri döndürmek,Unuttuğumuz fakat andıkça hatırladığımız güzel anılarımızı,manevi değerlerimizi canlandırabilmekti.Bunu başarabildiysem ne mutlu bana.
Allahın izniyle Türk İslam Ülkküsünün katmer katmer yayıldığı Dünyamızda kahramanlıklarıyla övündüğümüz askerlerimiz olduğu sürece ne dinimize,ne dilimize,ne vatanımıza,ne bayrağımıza,ne cumhuriyetimize,nede sevdiklerimize kimse zarar veremez.
Burda bu vatan için şehit olan Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor,onların emanet ettiği bu kutsal vatanı aynı kutsaliyetle koruyacağımızın sözünü sizler adına veriyorum!"
Ne mutlu "ben" Türküm diyebilene!Ne mutlu vatanına sahip çıkana.

Saygılarımla,

Aynadaki Şair
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
KIRÇİÇEĞİ VE GÜLÜN ÖYKÜSÜ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Şadıllı Köyü Forum :: Şadıllı Köyü :: Diğer Konular :: Şiirler-
Buraya geçin: